Seyyar diş perileri

Seyyar diş perileri

Bağışlarla oluşturdukları seyyar diş kliniğiyle şehir şehir dolaşan Prof. Dr. Ertuğrul Sabah öncülüğünde gönüllü bir ekip, binlerce çocuğun diş tedavisini ücretsiz yapıyor. Bu gönüllülük ise ‘Dişçinin Korkusu’ adlı belgesele konu olarak ölümsüzleşti

28 Nisan 2019 - 12:14

Ege Üniversitesi’nde görev yapan Çocuk Diş Hekimi Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Sabah, hayatını zihinsel engellilere ve yatılı ilköğretim bölge okullarında öğrenim gören yoksul öğrencilere adadı.
 
1983’ten bu yana ekibiyle birlikte yüzlerce kilometre yol kat eden Prof. Sabah, binlerce öğrencinin ve zihinsel engelli çocuğun diş tedavisini yaptı. Yönetmen Murat Erün, daha önce çektiği “800 km Engelli” belgeseli sonrasında katıldığı Ayvalık Engelliler Şenliği’nde Prof.Dr. Sabah ile tanışıyor ve birlikte belgesel yapmaya karar veriyorlar. Ortaya da ‘Dişçinin Korkusu’ adlı belgesel çıkarak, binlerce çocuğun hayatına dokunan gönüllülük ölümsüzleşiyor. Biz de 35 yıldır kendini çocuklara adayan Prof. Dr. Sabah ve belgeselin yönetmeni Erün ile söyleştik.

•Belgesele ismini de veren “Dişçinin Korkusu” nedir?

Dişçinin en önemli korkusu, ‘annelerine bir şey olursa bu çocuklar ne olacak?’ Bu tür çocukların çoğunun babası, tabiri caizse tabanları yağlayıp kaçar ve bütün yük annenin üstüne kalır. Varını yoğunu çocuğuna veren annenin de en büyük korkusu, çocuğunun yalnız kalmasıdır. Annelerin bu yükünün hafifletilmesi lazım. Nasıl yapılır bilmiyorum.

•Hasta anamnezlerinde “annenin eğitim durumu, baba sağ mı, öz mü?” gibi bilgileri kaydediyorsunuz. Bu verilerden bir rapor hazırlamayı düşünüyor musunuz?

Tabii ki. Şöyle bir şey var bu verileri kısa bilgiler halinde dünyanın çeşitli yerlerinde sundum. Bütün bu verilerden yüzlerce çok önemli yayın çıkabilir ama ülkenin engelli ve engelli annesi gerçeğini de yurt dışına açmak istemedik. Burada kendimiz mücadele etmeye karar verdik. Yaklaşık 70 bin engellinin verisi var elimizde. Birçok öğretim görevlisinin de gözü bu verilerde ama kimseye vermeyiz. Ancak bir öğretim üyesi bizimle gelirse katıldığı okulun verilerini kullanabilir.

•Gideceğiniz yerler ile siz mi iletişime geçiyorsunuz onlar mı sizi çağırıyor?

Ayvalık Belediyesi, 27 yıldır engelliler festivali yapıyor. Türkiye’nin her yerinden engellileri ağırlıyor biz de 23 senedir oraya gidiyoruz bu yüzden bütün vakıf ve dernekler bizi tanıyor. Bizi çağırdıkları yerlere gidiyoruz. Önceden yıllık izinlerimizi kullanarak gidiyorduk ama artık İzmir Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı, Sağlık Müdürlüğü, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Katip Çelebi Üniversitesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortak bir çalışma yapıyoruz. Çağrılar valiliğe geliyor, protokol sayesinde resmi görevli olarak çalışıyoruz.

•Ayvalık Belediyesi’nden bahsetmişken, çok yakın tarihte yerel seçimler oldu ve birçok yerelde değişiklikler yaşandı. Ayvalık da bunlardan biri… Bu değişikliklerin sizin üzerinizde ne gibi bir etkisi oldu?

Bu değişiklik bizi etkilemez. Ayvalık’ta bu gelenek 27 yıldır var ve kim belediye başkanı olursa olsun devam eder. Ancak biz belediye başkanlarının davetlerine gitmeyi pek istemeyiz çünkü bunlar politik yatırımlar olur. Daha çok engelli dernekleri ve vakıfların çağrılarına gideriz. Tabii bazı belediye başkanları var; çağırırlar, gelip yardımcı olurlar ama tek kare fotoğraf çekilmezler. Hepsi aynı değil.

•Hastaların %9’una müdahale edemiyoruz ve kaderine terk edip gitmek zorunda kalıyoruz dediniz. Bu imkânların yetersizliğinden mi kaynaklı?

Bu çocukları en modern diş kliniğine de getirseniz %50’si kapıdan içeri girmeyecek, %50’si koltuğa oturmayacak %50’si tedavi yaptırmayacak. Herhangi bir ilçenin hastanesi, ameliyathanesi, doktoru, hemşiresi her şeyi var. Bu sorun çözülebilir mesele para da değil. Bu çocukların kimliği var, sigortası var. Mesele işini sevmek.

•Ne gibi engellerle karşılaşıyorsunuz?

Öğrencileri çalışmalara göndermek istemeyen, “gitmeyin” diyen hocalar var. “Hafta sonu yaptığınız çalışmaları getirin pazartesi günü burada yapmış gibi gösterip, döner sermayeye katalım” diyen yöneticiler var. İnanılmaz bir şey bu biz de ne olur ne olmaz diye gelen her öğrenciden kendi isteğiyle geldiğine dair imza alıyoruz.

•Genç bir kadro ile çalışıyorsunuz. Bunun avantajları nedir?

Her operasyonda tecrübeli birkaç hekimimiz bulunuyor. Bin 400 stajyerimiz oldu. Bizim en büyük avantajımız şu oldu: O çocukların gelip, alanda çalışması, o hayatları görmesi, dokunması onlara çok şey kattı. Yarın hastanede, özel muayenehanede veya başka bir yerde çalıştıkları zaman, engelli bir hasta geldiğinde ona müdahale edebileceklerini bilecekler.

•Yatılı Bölge Okulları’nda (YBO) öğrenciler tarafından nasıl karşılandınız?

İlk etapta hafta sonu evlerine gidemedikleri için öğrenciler biraz ekşidiler. Öğretmenler de orada olmak zorunda olduğu için pek memnun değildi. Çalışmaya başladıktan sonra, öğretmenler kendi çocuklarını da getirmeye başladı. Orada yaptığımız 1-2 dolgu önemli değil. Önemli olan, stajyerlerimizin oradaki çocukların varlığını görmesiydi.

•Belgeselde çocukların tedavisinden sonra annelerin de koltuğa oturduğunu görüyoruz. Bu aslında çok kuvvetli bir mesaj; çocuklarının sorumluluğunu üzerine alan kadınların, kendi sağlıklarına dahi ayıracak vakti olmadığını anlıyoruz.

Evet, bizim için gittiğimiz her yerde esas önemli olan engelli çocuklar ve anneleri. Kadınlar, kimseye emanet edemedikleri için hastaneye de gidemiyorlar. Aynı tedavileri annelere de memnuniyetle yaparız.

•Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu çoğaltılabilir. Para pul da gerekmez. Belediyeler, Valilikler, Okul müdürleri ile çoğaltılabilir ama işini seven idareciler gerekli.

Gittiğimiz bazı YBO’larda yatağa yatmaya kıyamazsın, bazılarında ise öğrenciler burada nasıl yatıyor dersin. Devlet aynı, ödenek aynı ama idareci farklı; biri öğrencim nasıl rahat eder, mutlu olur derdinde, diğeri nereden para kısarım.

***

•Yönetmen Murat Erün, daha önce çektiği “800 km Engelli” belgeseli sonrasında katıldığı Ayvalık Engelliler Şenliği’nde Ertuğrul Sabah ile tanışıyor ve birlikte belgesel yapmaya karar veriyorlar. Erün’e bu çalışmanın ona ne kattığını soruyoruz.

Bir insan bunun peşinde neden koşar? Kahramanın hikayesi ile bizimki çok benziyor. Bu karşılıksız bir sosyal sorumluluk projesi gibi. Türkiye’de belgeselcilik para kazanılacak bir alan değil. Bu işi yaptığımızda hissettiğimiz duygu da para ile alınamayacak türden bir duygu oluyor. Hiçbir iş o çocukların hayatına girip, onlarla vakit geçirmeme imkân vermez. Ama ben yıllardır o insanların arasındayım her projede farklı bir hayat yaşıyorum. Bunu parayla satın alamazsınız.

Kaynak: Birgün
Bu haber 301 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
2 kişilik engelli kadrosuna 243 engelli başvurdu!
2 kişilik engelli kadrosuna 243 engelli başvurdu!
2019 EKPSS ataması bekleyen engelliler Bakanla görüştü. İşte sonuç..
2019 EKPSS ataması bekleyen engelliler Bakanla görüştü. İşte...