Arşa yükselen feryatlar!
Erhan Ölçer

Erhan Ölçer

Erhan Ölçer

Arşa yükselen feryatlar!

04 Ocak 2019 - 12:51 - Güncelleme: 14 Ocak 2019 - 12:22


Arşa yükselen feryatlar!

Erhan Ölçer

Dört duvar arasında yaşanan acıları, çaresizlikleri ve arşa yükselen feryatları kimse duymaz bilmez çoğu zaman.

Hele ki bakıma muhtaç çaresiz bir hasta size bakanların merhametine muhtaç bi çare aciz bir engelliyseniz. Bakıma muhtaç ve çaresizsenizseniz iradenize ipotek koyup sizi yok sayarlar çoğu zaman.

Sizin kendinizi ifade etme söz söyleme hakkınız böyle bir lüksünüz yoktur zira hayatınızın idamesi ve yaşam hakkınız ipoteklidir.

Bir görüş beyan ettiğiniz ve şuda şöyle olsun dediğiniz zaman senin kendine hayrın yok sen ne biliyorsun gibi bir yaptırımla anında sus pus olur konuştuğunuza konuşacağınıza pişman olursunuz. Hayatının otuz beş senesi engelli bakıma muhtaç geçmiş bir insan olarak hiç bir zaman söz hakkı tanınmadı düşüncelerime değer verilmedi.

Sen sesini kes ekmeğini ye televizyonuna bak kendini oyala hiç bir zamanda yaşadığın hayatta şikayetçi olma gibi bir yaptırımla karşılaştım. Hiç bir zaman bana manevi olarak destek verilmedi şunuda yap biz senin arkandayız denmedi. Ne zaman kendi çabamla bişeyler yapmak için mücadele ettim hep karşıma duvarlar örüldü. İtildim kakıldım dört duvar arasında kendi dünyasına hapsolmuş bir hayata mahkum oldum.

Anacığım rahmetli bir ana merhametiyle her türlü ihtiyacımı karşılar beni sevgiyle bağrına basar lakin geleceğe dair plan yapmamı istemezdi. Belkide engelimden dolayı oda bişeyler yapabileceğime inamazdı. O sadece benim için günü iyi geçirme günü kurtarma ve evladını o an için mutlu etme peşindeydi. Kimseye eyvallah etmez kendi çabasıyla her türlü ihtiyacıma koşturur kendisini heder ederdi.

Zira sorumluğundan bi haber ketum ve sert mizacıyla engelli evladını yok sayan bir baba vardı. Belkide engelli evladının varlığı kendisi için bir eksiklik bir kompleks nedeniydi. İçinde bulunduğum duruma bakmazsızın çalışayım kendime bir gelecek kurayım diye çabalarken hep baba engeliyle karşılaştım. Belkide engelli evladını çalıştıran baba konumuna düşmek istemiyordu zira engelli bir evladı çalıştırmak kendisi için kınanacak bir durumdu kim bilir.

Ne zaman bir iş bağlantısı kurmaya çalışsam sert bir tutumla karşılaşır, açmısın açıkmısın otur oturduğun yerde çıkışıyla karşılaşırdım. Vel hasılı kelam dört duvar arasında bir şeyleri yıkabilir güneşli mutlu gelecekler inşa edebilirdim lakin ön yargılarla ve sevgisizlikle örülü duvarları yıkamadım yıkılmadı!..

Bir şeyleri aileme kabul ettirmekle geçti yıllarım. İçinde bulunduğum dört duvarda malesef nekadar çabalasamda kıramadım zinçirlerimi kurtulamadım pırangalarımdan. Anam rahmetlide bu süreçde çok yıprandı çok yalnız bırakıldı. Neticede kendisini kolon kanserinden kaybettiğimizde acıların en büyüğünü yaşamış o duvarların altında adeta ezilmiş nefes almaz hale gelmiştim.

Ne gariptir ki bu yaşanan acılardan kimsenin haberi yoktu. Kimse neden erhan sabahlara kadar uyuyamıyor yatamıyor nedenini bilmiyordu. Yaşadığım depresyonu yaşanan sıkıntıların ortaya koyduğu atakların neden olduğu paniğin kimse farkında değildi.

Feryadım ve ahım arşa uzanırken herkes kendi dünyasında Erhan'sız bir yaşam hayalindeydi. Anam rahmetli olunca herkes kendince bir hesabın içine girdi. Sorumlulukdan Erhan gibi bir yükün altında kalmakdan kaçmak için bahanelerin ardına sığınıp kaçmanın sıvışmanın peşine düştüler. Neticede bunu başardılar da. Fakat unuttukları bişey vardı ki Erhan gibi bir hazineyi kaybettiler. Çünkü ben onlar için Cennete götürecek bir delil bir sebebtim. Tren kaçtı millet tren kaçtı size geçmiş olsun... 

Herkesin bir hesabı vardı belki ama unuttukları bişey vardı ki Allahında bir hesabı vardı. 

Unutmayın; Uzun lafın kısası, Ah'tır...

Ve her Ah'ın sesini duyan Allah'tır..

Bu yazı 89 defa okunmuştur .

Son Yazılar