Engelliler engellenmesin
Konuk Yazar

Konuk Yazar

Engelliler engellenmesin

09 Şubat 2017 - 01:46

Abdülbaki Değer Milat Gazetesi

Bilindiği üzere Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde on üçü engellilerden oluşuyor. Özellikle son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle engellilerin durumuna ilişkin iyileştirmeler yapıldı. Sosyal ve ekonomik yönden destekleyici adımlar atıldı. Bakıma muhtaç olanlara ve bakıcılarına maaş bağlandı. Diğer taraftan 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca hem kamu hem de özel sektör için belirli oranlarda istihdam zorunluluğu öngörüldü. Aynı şekilde Anayasa'nın 10., 49., 50., 70. maddeleri konuya ilişkin önemli vurgular yapmakta. Yine 5378 Sayılı Engelliler Yasası alana dair düzenlemeleri içermekte.

Ancak mevcut yasal zorunluluğa rağmen kamuda hala yaklaşık yirmi bir bin engelli personel açığı bulunmaktadır. Bu açığın büyük bir kısmı ise MEB kadrolarında istihdam edilmesi gereken personeli kapsamaktadır. Şu an itibariyle gerekli formasyonu tamamlayıp atama bekleyen engelli öğretmen sayısı ise tahmini bin beş yüz civarındadır. Dolayısıyla MEB'in atama bekleyen engelli öğretmen nitelikleri ve mevcut öğretmen açığını gözeteceği etkin bir planlama ile sorunu rahatlıkla çözebileceği görülmektedir. Nitekim 27.01.2017 tarihli MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü'nün Engelli Öğretmen alımına ilişkin duyurusu sorunun çözümüne katkı sunacak önemli bir adımdır.

Ancak Engelli Öğretmen alımına ilişkin duyuru koşulları ve sınırlamaları ile başka mağduriyetler ve sorunlar doğurmaktadır. Yeni atanacak öğretmen adayları için sorun çözücü bir mahiyet taşırken düzenleme, daha önce MEB bünyesinde öğretmen olarak atanmış ve başarıyla görev ifa etmiş olup özel durumları nedeniyle istifa etmiş ve açıktan atama yoluyla tekrar görev isteyen öğretmen adaylarını maalesef göz ardı etmektedir. Yürütülen iş ve işlemlerin bütüncül ve senkronize olması, sosyal boyutları da olan bir sorunu çözerken yeni sorunlar ve mağduriyetler oluşturmaması kamu politikasından beklenen temel önceliktir. Bu açıdan hem yürürlükteki yasal mevzuat hem sosyal-kültürel değerlerimiz dikkate alındığında konunun bütüncül şekilde ele alınması gerekliliği ortaya çıkıyor. Diğer taraftan eğitim sistemimizdeki öğretmen açığı, atıl vaziyetteki nitelikli işgücü ve şüphesiz açıktan alım imkânından yoksun bırakılan engelli öğretmen adaylarının özel durumları söz konusu zorunluluğu bir kat daha arttırıyor.

Anayasa'da öngörülen pozitif ayrımcılık gereği içinde yaşadıkları topluma katkı sunmak isteyen engellilere alan açmak, talep ve beklentilerine cevap vermek elzem iken ve karşılanmasında hem kamu yararı hem de sosyal-siyasal-ekonomik ve teknik açıdan bir mani bulunmaz iken bürokrasinin kerameti kendinden menkul sınırlamalarında engelli adaylarını mağdur etmek ne akla ne de vicdana sığar. Zaten sayıca sınırlı durumda olan ve sosyal ve ekonomik yönden toplumun yüksek yararına olan engellilerin istihdamının çeşitli bahanelerle sınırlandırılması-engellenmesi açıkçası kamu yararının gözetilmemesi anlamını taşımaktadır. İlgili mevzuatın, sosyal ve kültürel değerlerimizin bürokratik kısırlığa kurban edilmesidir.

Dolayısıyla MEB'in önemli ve anlamlı olan “Engelli Öğretmen” alımını eskilerin ifadesiyle “efradını cami ağyarını mani” bir şekilde yeniden ele alınmasında yarar var. Gelişmiş bir toplum olan gereği ve göstergesi olan engellilerin hak ve onurlarının korunması-kollanması durumu sadece söylemde, kanun maddelerinde değil idarenin iş ve işlemlerinde de gözetilmelidir. Kültür ve inanç değerlerimiz ile ilgili mevzuat bu hususa dikkat çekiyor. Bu açıdan hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan engellilerin hak ve hukukunun korunması, herhangi bir mağduriyete uğratılmaması ve haklı taleplerinin görmezden gelinmemesi için tesis edilmesi planlanan iş ve işlemlerdeki eksiklerin-aksaklıkların giderilmesinde fayda var. Önemi ve anlamı büyük olan “Engelli Öğretmen” alımını gölgelememek için daha önce MEB'e ve topluma önemli hizmetlerde bulunmuş ve çeşitli gerekçelerle görevinden ayrılıp bugün tekrar dönmeyi düşünen engelli öğretmenlere açıktan alım imkânı sağlamak MEB'in sorumluluğudur, aklın ve vicdanın gereğidir.

Bu yazı 1765 defa okunmuştur .

Son Yazılar